X
Film ve Dizilerdeki Süt Metaforunu Hiç Düşündünüz mü? Masumiyetin Sembolü Sütün Beyaz Perdedeki Anlamı

Film ve Dizilerdeki Süt Metaforunu Hiç Düşündünüz mü? Masumiyetin Sembolü Sütün Beyaz Perdedeki Anlamı

ABONE OL
Kasım 13, 2022 07:23
Film ve Dizilerdeki Süt Metaforunu Hiç Düşündünüz mü? Masumiyetin Sembolü Sütün Beyaz Perdedeki Anlamı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sanatçılar, filmlerde ve kitaplarda sembolizm sayesinde ele aldığı temaları çok basit bir şekilde izleyici ya da okura güçlü bir biçimde hissettirebilirler. Verilmek istenen mesajlar ya da karakterlerin kişilikleri, simgeleştirilen bu yöntem sayesinde daha da güçlü şekilde aktarılıyor. Sinemadaki renk, kitap, müzik gibi genel araçların yanı sıra kahve, ayna, sigara gibi daha spesifik eşyalar da sık kullanılan metaforlar arasındadır.

Genelde çocukluğu temsil eden ‘süt’ de edebiyat ve sinemada da benzer şekilde saflığın ve masumiyetin göstergesi olarak kullanılıyor. Gelin hep birlikte film ve dizilerde sütün nasıl kullanıldığına bir bakalım.

1) A Clockwork Orange (1971)

Anthony Burgess’in eserinden uyarlanan ve Stanley Kubrick tarafından beyaz perdeye aktarılan Otomatik Portakal filminde süt öne çıkan unsurlardan biridir.

Duvarda yazan ‘Moloko Vellocet’ ise Rusça süt ve uyuşturucu kelimelerinin birleşmesiyle oluşarak ‘psikoaktif madde bulunan süt’ anlamına gelmektedir.

Rusça’da inek anlamına gelen korova kelimesinden esinlenilen ‘Korova Milkbar’, çeşitli yasal ilaçlarla karıştırılmış sütlerin servis edilmesinde uzmanlaşmış bir bardır. Filmde, süt barı, parlak renkli saçları ve süt üretebilen göğüsleri olan çeşitli beyaz çıplak kadın heykelleriyle döşenmiştir. Bu da annelik kavramının farklı bir açıdan ele alınmış biçimidir. Duvarlar da burada servis edilen çeşitli içeceklerin isimleriyle doludur.

Alexander DeLarge ve üç arkadaşı zamanlarını bu barda oturup kendilerini saldırgan hale getiren sütleri içerek geçirirler.

Normalde masumiyeti ifade eden süt, burada bu grubun yaptığı şiddet, hırsızlık, tecavüz gibi tüm kötülüklerin sebebi olarak konumlandırılmış durumda. Uyuşturucunun beyazlığının farklı bir imgeyle işlenmesi son derece zeki bir yaklaşım diyebiliriz. Kubrick’in bu tezatlığı hem mekan hem kostümler olarak işlemesi ise oldukça çarpıcı.

Freudyen bir okuma yapılacak olursa, bireyin en temel ihtiyacı olan sütün, insan bedenindeki bastırılmış fikirlerin, seks, şiddet gibi dürtüsel davranışların ortaya çıkmasında ve bu sürecin anne ile olan bağıyla ilişkili şeklinde yorumlanması da mümkündür.

2) No Country for Old Men (2007)

Türkçeye İhtiyarlara Yer Yok ismiyle çevrilen filmde, emekli bir şerifin ayak uyduramadığı yeni dünya düzeni sebebiyle yaşadığı içsel buhran anlatılmaktadır.

‘Bu dünyanın bir parçası olmaya çalışan’ Tom’un bir kurbanın evine gidip buzdolabından bir şişe süt alarak içmesi dikkat çekicidir. Genelde anne kucağı, ev, yuva gibi rahatlık ve samimiyetin sembolü olan süt, bu filmde zıt bir şeyi ifade eder: Karakter ihtiyaç duyduğu aidiyet hissinden mahrum kaldığı için kendini bu şekilde ya geçmişine götürerek bu duyguyu hissetmek ister ya da onu tamamen yok etmek.

Karakterimiz katil Anton Chigurh, başkasının evinde oldukça rahat bir şekilde takılır ve adeta onun yuvasını devralır.

Kurbanı Moss’un, Anton’dan kaçarken güvenli konfor alanına kavuşmak için sığındığı bir otelde süt içen kedi görülürken, Anton’un Moss’u tekrar bulduğunda yerdeki sütün devrildiği de göze çarpar.

3) Léon: The Professional (1994)

Sevginin Gücü adıyla Türkçeye çevrilen film, isminin altında yatan sebebi karşılayan bir anlatıma sahiptir.

Bir suikastçı olan Leon, birçok insanı öldürebilen kötü bir karakterdir. Ancak filmde, Leon’un aynı zamanda minik bir kıza besleyebileceği sevgiye de sahip olduğu fikri işlenmiştir. İşte izleyiciye bu duyguyu geçiren şey süttür.

Bir katilin süt içmesi her ne kadar ironik gözükse de Leon, Mathilda’ya tıpkı bir baba gibi yaklaşır.

Mathilda burada gençliği ile masumiyeti simgelese de bir yandan da Leon’un kendi yaşayamadığı çocukluğu temsil eder. Çok şey bilen Mathilda, Leon’un içindeki pozitif duyguları harekete geçirerek adeta onun yeniden doğmasına sebep olur.

İşte bu filmde süt, gayet olumlu bir işlev için kullanılır. Öyle ki Leon’un, suikast planının hemen ardından süt içmesi kendi içinde yaşadığı çıkmazı sembolize eder.

4) Suspicion (1941)

Francis Iles’in Before The Fact romanından uyarlanan ve Alfred Hitchcock tarafından yönetilen filmde, ana karakter Johnnie Aysgarth, zengin bir varis olan Lina’ya aşıkmış gibi görünerek parasına göz diker.

Filmde, Johnnie’nin Lina’yı öldürmek için birçok girişimde bulunduğu görülür. Süt ise bu planların en güçlü göstergesi olarak kullanılmıştır.

Johnnie sütü servis ederken, Wiener Blut’un hüzünlü bir versiyonu çalınır ve sahne gerçekten dramatikleşir.

Siyah beyaz bir filmde sütün sahip olduğu anlamı vurgulayabilmek adına, sütün içine bir ampul yerleştirilmiştir.

Böylece Johnnie tarafından üst kata taşınırken parlıyormuş gibi görünmesini sağlanmıştır. Bu da seyircinin sütün zehirlendiğine dair korkusunu daha da artıran bir uygulamadır.

Sütün bu filmde yine masumiyet anlamının aksine, zehirlemek ve ölüme sebep olmak amacıyla ironik bir şekilde kullanıldığı görülür.

5) Peeping Tom (1960)

Mark Lewis, arkadaşlarına film çektiğini söylese de aslında o kadınları öldürürken yüz ifadelerini kameraya kaydeden bir seri katildir. 

Ataerkil bir bakış açısının hakim olduğu filmde, bu doğrultuda kadınlar Mark için yalnızca estetik bir obje olarak görev alır. 

Filmdeki kadınlardan biri olan Helen, Tom’un aksine masum, iyi ve aşık bir kadındır. Süt de bu filmde Tom’un Helen’in masumiyetine ulaşmak için kullanıldığı bir araçtır.

6) Rebel Without a Cause (1955)

Nicholas Ray yönetmenliğinde çekilen filmde, baş karakter Jim Stark, ailesinin sürekli taşınması sebebiyle kendi hayatını kuramamış bir gencin hikâyesi anlatılır.

Jim’in yeni okulundaki gençlerin arasına girebilmesi için korkak gözükmemesi gerekir. Kuşak çatışmasının ve gençlik ile yetişkinlik arasındaki sürecin işlendiği filmde Jim’in süt içtiği sahne, aslında görünmeye çalıştığı kişiliğe ne kadar uzak olduğunu gösterir.

Gençler yaşadıkları baskılar neticesinde çocukluk ve heyecanlı duygularını dizginlemek zorunda kalarak bir yetişkin gibi davranmak durumunda kalırlar.

Onların bu ihtiyacı da filmde, Jim’in gece gizlice süt içmesi mesajı ile verilir.

Bu sahne bir yandan bir yere ait olamamanın huzursuzluğu diğer yandan ailesi ve arkadaşları tarafından hissettiği sevgi eksikliğini vurgular. Süt ile sağlamaya çalıştığı bu beslenme isteği adeta bir yol gösterici aradığının ifadesidir.

7) Inglourious Basterds (2009)

Quentin Tarantino, bu filmde alternatif bir tarih yazarak gerçekliklerle kurgusal karakterleri birleştirmiştir. 

Perrier LaPadite, Albay’a şarap ikram ettiğinde o, şarap yerine bir bardak süt rica eder ve ailesine ve ineklere teşekkür eder. Burada sütün barındırdığı kalsiyum gibi maddenin kuvveti ile Albay’ın karakterinin güçlülüğü ile eşleştirilebilir. Bir yandan ise iyiliğin hüküm sürdüğü bu çiftlikte hakimiyeti de ele geçirerek tezat bir biçimde kullanıldığı da düşünülebilir.

Film eleştirmeni ve yazar Hunter Stephenson, Landa’nın süt sevgisini masumiyet çağından kalma ve ilkel bir bağlantı olarak tanımlıyor. Sütü alkollü içeceklere tercih etmesi onu filmdeki diğer karakterlerden ayırıyor, bu da onun kötü davranışlara katılmadığını ve zihnini açık tuttuğunu gösteriyor diyebiliriz.

Shosanna, ailesi Nazilerce öldürülen genç bir kadındır ancak kendisini Paris’e atarak farklı bir kimlikle hayatta kalmayı başarmıştır.

Albay Landa ise bir yemekte Shosanna’yı denemek için ona bir tatlı olan strudel sunar. Bu o zamanlar domuz yağıyla yapılırken, Albay onu üzerinde kaymak ve yanında süt ile ikram ettirir. Yahudulikte et ve süt ürünleri yenmediği için Albay bu şekilde bir tuzak kurar. Burada süt, çok derin anlamıyla kullanılmasa da bir araç olarak konumlandırılmıştır.

8) Mad Max: Fury Road (2015)

1979 yapımı Mad Max serisinin dördüncü filmi Fury Road‘ta kıyamet sonrası bir distopya anlatılmaktadır. 

Petrol ve suyu tekelinde bulunduran güçler, kan, toprak ve anne sütünü de ipotek altına almak isterler. Kurtuluş ise bu üçlüyü özgürleştirmekten geçer.

Göğüslerinden süt sağılan birçok kadın burada Kyble’yi anımsatmaktadır. Süt, burada kaynakların tükendiği bir dünyada önemli bir kurtuluş aracı olarak görülür ve kutsallık atfedildiği söylenebilir.

Max, kanlı yüzünü de sütle yıkadığında ise bu beyaz içeceğe arınma rolü yüklenmiştir.

9) Süt (2008)

Semih Kaplanoğlu’nun Yusuf Üçlemesi serisinin ikinci filmi Süt; Yusuf’un doğduğu yerden ve annesinden ayrılışının hikâyesidir. Bir nevi sütten kesilerek ergenliğe geçişi ve yetişkin birey oluş yolculuğudur.

Filmi bir kadının ayaklarından bağlanıp ters çevrilerek ağzından yılan çıkardığı çarpıcı bir sahneyle başlamaktadır. Sütün kokusuna gelen yılan gibi Yusuf da Yumurta filminde köyüne geri dönmüştür. Burada süt, öze dönüş sembolü olarak yorumlanabilir.

Süt filminde üniversiteyi kazanamayan Yusuf annesi ile apartman sakinlerine ve pazarda süt ürünleri satarak yaşar. Sütün birçok farklı çeşidinin yer alması bir nevi Yusuf’un kendi geçirdiği olgunluk süreçleriyle ilişkilendirilebilir.

10) There Will Be Blood (2007)

Upton Sinclair’ın Oil! isimli romanından uyarlanan filmdeki milkshake sahnesi oldukça ikonik!

Petrol baronu Daniel Plainview, filmin sonunda, Eli’yi öldürmeden hemen önce, “Milkshakeinizi içerim! İçiyorum!” repliği meşhur.

Bu kuşkusuz güç göstergesi için kullanılan bir metafor. Bu replik sadece değerli topraklardan petrol tahliyesini değil, aynı zamanda zulmün çoğu zaman uysallığı nasıl alt ettiğini göstermek için de kullanılmıştır.

11) The Boys

The Boys dizisinin baş kötü kahramanı Homelander’ın büyük bir sevgi eksikliği olduğu malum…

Homelander’ın annelik arzusu en güçlü şekilde birinci sezondan, Stillwell’in onu emzirmeyi taklit ettiği, onu beşikte tutarken parmaklarını emdirdiği sahnede gösterilmişti. 

Bir deney ortamında büyüyüp aile bağı kuramayan bu adamın Stillwell’e olan cinsellik ve annelik arayışı arasındaki bu karışık ilişkisini Oidipus kompleksiyle okumak mümkün olsa da olmasa da çocukluğundaki sevi eksikliğinden kaynaklandığı ortada.

Üçüncü sezonda Homelander’ın bir ineği sağarken resmen orgazm yaşar gibi davranması ise bu süt bağımlılığın ve beraberinde getirdiği sorunların en şok edici hali…

İçinde tüm dünyaya karşı beslediği kötü duyguların ve nefretin şefkat ve sevgi yetersizliğinden geldiğini düşünürsek kendiyle yüzleştiği çoğu zaman süte sığınması daha bir anlam kazanıyor.

12) Westworld (2016 – 2022)

Süt, Westworld‘ün yinelenen bir temasıdır. Rebus ve Walter sık ​​sık süt içip kurbanlarının vücutlarına dökerken görülüyor.

Süt ya da beyaz sıvı içeren sahnelerin çoğunda sütün döküldüğü veya sütün kana karıştığı görülmektedir.

Ayrıca dizi, sütü andıran diğer beyaz sıvılarla da birçok sahneye sahiptir.

Örneğin beyaz sıvı Host’ın yaratılmasında rol oynar.

Dolores Abernathy ve Rebus’un olduğu anlatılarda da sıkça görülür.

Dolores, Teddy veya bir misafir tarafından alınabilecek bir kutu sütün sokağa düşürüldüğü görüldü.

Peki ya diğer ikonik karakterler?

Avrupa Yakası‘nın Burhan Altıntop’u, Poyral Karayel‘in Zafer’i ve Friends‘in Joey’si…

Bu karakterlerin süt ile olan ilişkisine dair analizlerinizi yorumlarda bekliyoruz 🙂

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP